English French German Italian Japanese Chinese Russian Spanish

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri olarak 24 Aralık ta Maraş ta olacağız.



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BASINA VE KAMUOYUNA

38. Yılında Maraş Katliamını  ve 16. Yılında Hapishaneler Katliamını Lanetliyoruz!


38 yıl önce 19-26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş sokaklarında İnsanlık katledildi.

Bugün dünyanın lanetlediği IŞİD çetelerinin vahşeti, 38 yıl önce Maraş ’ ta Alevilere uygulandı. Devlet güçleri günlerce bu vahşete seyirci kaldı. Belediye hoparlörlerinde ‘kızıllar şehrimizi bastı, kızıllar iki insanımızı öldürdü’ gibi asılsız duyurular yapılarak sıradan vatandaşlar bile birer potansiyel katil haline getirildi.

Bugün de bir çok yerde yapıldığı gibi, 38 yıl önce, Maraş ta eli kanlı katiller, önceden çarpı işaretleri ile işaretlemiş oldukları evlerde yaşayan Alevilere baltayla, sopayla, otomatik silahlarla, yanıcı maddelerle, Hitler faşizmini aratmayacak bir vahşet yaşattı.   Binlerce gözü dönmüş cehalet güruh, sokaklarda Alevi Kızılbaş avına çıkmıştı. Korku içinde evlerine gizlenmiş aileler kırk yıllık komşularının sesini duyduğunda heyecanla kapıyı açmış ama aynı komşuları tarafından katledilmişti. Öldürülen insanlar evleri ile birlikte ateşe verildi. Kimi canlarımız ise güruh tarafından işkence edilerek öldürüldü. Yaşlı kadınların önce gözleri oyuldu sonra bir kadına yapılabilecek en aşağılık işkenceler yapılarak katledildi. Küçük bebelerin vücutlarında onlarca hançer ve bıçak izleri vardı. Hamile kadınların karnındaki yavru çıkarılmıştı. İnsanlar kazanların içinde kaynar sularla acılar içinde can verdi. Çocukları önünde anne babaya,  anne ve babaların yanında çocuklara işkenceler yapılıyordu. Korku ve panik tüm şehre hakim olmuştu.
                         Bundan  38 yıl önce, Maraş’ta Yüzlerce insanımız katledildi. Binlerce can yerinden yurdundan oldu. Halen devlet bu vahşetin sorumlularını açığa çıkarıp hesap sormadı, yargılamadı, yargılamak ta istemiyor.

Katliamla ilgili olarak 804 kişi hakkında dava açılmış ancak çeşitli indirimlerle, beraatlarla, katiller serbest bırakılmış ve kanlı Maraş dosyası sessizce kapatılmıştır. Yani katliam meşru görülmüştür.

Aradan geçen 38 yıl içinde katliamın gerçek suçluları ve onların arkasındaki karanlık güçler ortaya çıkarılmadığı gibi katliama karışan birçok kişi, milletvekili ve iş adamı yapılarak adeta ödüllendirilmiştir.

Böyle büyük ölçekli bir senaryonun devletin derin güçlerinden icazet alınmadan yapılması mümkün değildir. Zaten katliamda baş aktörün “DERİN DEVLET” olduğu yıllar sonra Başbakanın çekmecesinden çıkan bilgi notunda da anlaşılmadı mı? Bütün katliamların üzerini örtmeyi ve katliama, katliam denmesini, katledilenlerin anılmasını bile engelleyen bozuk düzenin temsilcisi siyasi iktidarlar, şu ana kadar yapılan katliamları ağızlarına almadıkları gibi, Maraş katliamını da ağızlarına almayarak, üzerini örtmeye çalışmaktadır.

Maraş’ın acısı tıpkı Çorum gibi, tıpkı Sivas gibi, tıpkı  Dersim gibi, tıpkı Suruç gibi, tıpkı Ankara gibi tazedir. Sivas’ı, Çorum’u, Maraş’ı, Dersim’i, Roboski’yi,  Hrant’ı ,  Suruç’u, Ankara’yı, Tahir Elçi’yi,  unutmayacağız, unutmak ihanettir. Türkiye’nin imhacı, inkârcı ve ayrımcı zihniyetiyle yüzleşmesini talep ediyoruz ve bunda ısrarlıyız.

Bu gün aynı zamanda 19-22 Aralık Hapishaneler katliamını kınamak için de toplanmış bulunuyoruz.

Bedenleri tutsak olan devrimcilerin, dört duvar arasına sığmayan umutlarını, düşüncelerini yok etmek ve iradelerini teslim almak için 21. Yüzyılın başında faşizm, bir katliama daha imza attı.

Mahirlerin, denizlerin ve İbrahimlerin direniş geleneğini sürdüren devrimci tutsaklar, bedenleriyle barikat oldular faşist zulme ve F Tipi işkence hanelere karşı. Karanlığın sahipleri yine karanlıkta geldiler, 20 hapishaneye birden, savaşa gider gibi 10.000  askerle geldiler. 3 gün süren saldırıda 20 bini aşkın gaz bombası kullanıldı.

2000 yılının  sonbaharında hapishanelerde koğuş sisteminin yerine getirilmek istenen F-tipi cezaevi uygulamasına karşı çıkan mahkumlar, 19 talep öne sürerek süresiz açlık grevine başladılar. 20 Ekim’de başlayan açlık grevi, 45. günde ölüm orucuna dönüştürüldü ve bunun üzerine 19 Aralık 2000’de 20 cezaevinde aynı anda “Hayata Dönüş Operasyonu” adıyla bir katliama başlandı. 3 gün süren operasyon sonucunda 28 tutuklu katledildi, 237 tutuklu da yaralandı.

Sadece tutukluların değil, insanlığın katledildiği bu operasyonun sorumluları hakkında göstermelik davalar açıldı. Bu davaların büyük kısmı zaman aşımından düştü bazıları ise aradan geçen uzun süre içerisinde unutturuldu.

19 Aralık şehitlerimizi saygıyla anıyor ve onlara verdiğimiz devrim sözüne bağlı kalacağımızı bir kez daha haykırıyoruz! Diri diri yakılan 6 kadın tutsağı asla unutmayacağız! Unutturmayacağız! Ellerimiz katillerin yakasından düşmeyecek!”

Maraş katliamı;  19 Aralık Cezaevi Katliamı ve tarihte işlenmiş bütün katliamlar İnsanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Bu suçların bir numaralı sanığı ise siyasi iktidarlardır.

Teslim alınmak isteniyoruz, değerlerimizden vazgeçmemizi istiyorlar. Dilimizi konuşmamızı istemiyorlar... inancımızı özgürce yaşamamızı istemiyorlar...
Bizden istedikleri, beyaz efendilere hizmetkâr olmamızdır... Bizden istedikleri bunca katliam ve zulme sessiz kalmamızdır…

 Siyasi iktidarın kendi vatandaşına, farklı  olduğu için beslediği kindar, dindar, ayrımcı, inkârcı, asimilasyoncu ve katliamcı zihniyet bugün hala artarak devam etmektedir. Daha dün Kıraç Cem Evimizde hakka yürümüş bir canımızın 7 yemeğine çevik kuvvetiyle girmiş ve onlarca canımız Cemevimizin içinde işkencelerle gözaltına alınmıştır. Binlerce yıllık geleneğimizin yaşatılmaması için saldırılmıştır.

Maraş’ın hesabının sorulmasına izin vermiyorlar, şehitlerimizi anmamıza izin vermiyorlar. Çünkü Maraş’ın hesabının sorulması, Maraş’ın unutulmaması demek devletin katliamcı zihniyetinin son bulması demek.  Maraş’ın hesabının sorulması, 19 Aralık hayata dönüş operasyonu adı altında yapılan hapishaneler katliamının, Sivas’ın, Gazi’nin, Roboski’nin Suruç’un, Ankara’nın, Lice’nin, Cizre’nin hesabının sorulması demek.

Maraş’ın hesabının sorulması demek, günümüzde farklı olanlara uygulanan ayrımcılığın ve nefret dilinin son bulması demek. 13 Aralık sabahı evinden hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan ABF örgütlenme sekreteri ve AKD Pir Sultangazi Cemevimiz başkanı Zeynel Odabaşı’nın serbest bırakılması demek, Terolar da yapılan cihatçı kampının işlevini yitirmesi demek.

İnancından, kültüründen dolayı yüzyıllardır katliamlara uğratılan bir halk olarak bizler, katliamların hesabınin sorulması ve bundan sonraki katliamların durması için mücadele etmeye devam edeceğiz.      

 Ayrımcılığa, İnkara, İstismara, Savaşlara, Sömürüye itiraz ediyoruz. Ağıtlara sinmiş acıları Türkülere teslim olmuş gözyaşlarını Umuda dönüşen zılgıtlarımızla Biz Kürtçe, Türkçe, Zazaca, Ermenice barış ve kardeşlik türküsü söylemeye devam edeceğiz..

Farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşaması için sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Maraş Katliamı Dosyası yeniden açılmalıdır. Dava yeniden görülmelidir. Unutmak demek kabullenmek demek, unutmak demek yeni katliamlara davetiye çıkarmak demek, unutmak demek insanlığa, kardeşçe yaşama arzusuna ket vurmak demek. Biz bu nedenle diğer katliamları olduğu gibi Maraş’ı da unutmayacağız, unutturmayacağız. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri olarak ,  tüm engellemelere karşı 24 Aralık ta Maraş ta olacağız.

Maraş ta katledenler yargılansın !

İnanç özgürlüğü istiyoruz !

Aleviyiz, haklıyız, kazanacağız !